Türkiye Cumhuriyeti

Hartum Büyükelçiliği

Büyükelçilik Duyurusu

Büyükelçi Sayin Cemalettin Aydin’in 10 Kasim Atatürk’ü Anma Günü Vesilesiyle Yaptiği Konuşma , 10.11.2015

Saygıdeğer Vatandaşlarımız,

Büyükelçiliğimizin Değerli Mensupları,


Bugün burada, ebediyete intikalinin 77. Yıldönümünde, istiklal mücadelemizin mimari ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü anmak üzere toplanmış bulunmaktayız.


Atamızı, ülkemizden uzakta ve çeşitli zorluklar altında maişetinizi temin etmeye çalıştığınız bu topraklarda sizlerle birlikte anmak ayrı bir anlam taşımaktadır. Zira, içinde bulunduğumuz ortam ve yaşadığımız tecrübeler, her şeyden önce bize vatanımızın ve bu vatanı kendisine borçlu olduğumuz Atatürk'ün değerini bir kez daha hatırlatmakta ve aradaki farkı çok açık ve çarpıcı bir biçimde ortaya koymaktadır.

 

Bu bağlamda, 10 Kasımların artık yalnızca bir anma ve yas günü değil, Ulu Önderin bizlere bıraktığı mirasın kıymetinin bilincine varılması ve gösterdiği hedeflerin bir kez daha hatırlanarak bu istikametteki kararlılığımızın teyidine ve minnettarlığımızın yinelenmesine vesile olarak değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Nitekim, kısa bir süre önce Atatürk'ün bizlere emanet ettiği en değerli miras olan Cumhuriyetimizin ilanının 92'inci yıldönümünü kutlarken de aynı düşüncelerle büyük bir gurur ve sevinç yaşadık.


Atatürk, hayatını milletine adayan, bir imparatorluğun ardından yepyeni ve güçlü bir devletin doğmasını sağlayan eşsiz bir komutan, büyük bir dahi ve yetkin bir liderdir. Aynı zamanda, bulunduğu şerait altında göstermiş olduğu dirayet ve yönetimle usta bir siyasetçi ve mümtaz bir devlet adamı olduğunu da göstermiştir.

Zira, askeri kabiliyeti ve dehasını siyasal başarıyla taçlandırabilen nadir şahsiyetlerden biri olan Atatürk, Kurtuluş Savaşı'nın başarıya ulaşması için milletimizin içindeki inanç ve azmi ortaya çıkartarak liderlik etmiş, gerçekleştirdiği inkılaplar ve belirlediği hedeflerle de Türk halkına tarihine yakışır bir devlet olma vasfını tekrar kazandırmıştır.

Büyük bir fikir ve aksiyon insanı olan Atatürk, sadece Türk tarihini şekillendirmekle kalmamış, sömürge altındaki ülkelere de ilham kaynağı olarak dünya tarihine de damgasını vurmuştur. Kazandığı askeri başarılara rağmen, bütün ulusların esenliğini dünyanın barış, refah ve istikrar ortak paydasında buluşmasında gören, dünya ülkelerinin güvenlik ve istikrarı için gösterilen çabaların aynı zamanda kendi milletinin esenliği için de sarfedilmiş olduğunu idrak eden ve bu derin fikri "Yurtta Sulh, Cihanda Sulh" prensibiyle ortaya koyan Atatürk'ün bu yaklaşımına, yüzbinlerin katledildiği, milyonların yurtlarından olduğu, nesillerin artık gözlerini mülteci kamplarında dünyaya açtığı, bazı uluslararası aktörlerin de bu drama sessiz kalmayı tercih ettiği günümüzde artık daha çok ihtiyaç duyulduğunu görmekteyiz. 

 

Saygıdeğer vatandaşlarım,

Kıymetli mesai arkadaşlarım

 

Atatürk, milletimizin her kesimiyle sahip bulunduğu meziyetlerin bilincinde olarak muasır medeniyetler seviyesine ulaşmamızı istemiş ve hep yüksekleri hedef göstermiştir. Bugün, bizlere düşen görev de bu hedeflere bağlı kalmak ve Atamız'ın bizlere en büyük emaneti olan Cumhuriyetimizi yine onun şu nasihati ışığında yaşamak ve yaşatmaktır :

"Cumhuriyeti ve onun gereklerini yüksek sesle anlatınız. Bunu yüreklere yerleştirmek için elverişli olan hiçbir durumu kaçırmayınız."

Öte yandan, Atatürk'ün belirlemiş olduğu istikamette her gün gelişen ve büyüyen ülkemizin yakın ve uzak coğrafyasındaki etkisi hepimizi gururlandırmaktadır. Bu nedenle bizler, herbirimiz, sahibi olduğumuz milli, manevi ve kültürel birikimimizin yanısıra, çağdaş uygarlık değerlerinin de birer temsilcisi olduğumuzu unutmamalıyız.

Bu duygu ve düşüncelerle sözlerimi burada tamamlarken sizleri saygıyla selamlıyor, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü, kahraman silah arkadaşlarını ve istiklal mücadelemizin tüm kahramanlarını bir kez daha minnet, rahmet ve şükranla yad ediyor, aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum.